
Rıfat Ilgaz...
40'ların" Fedailer Mangası"nın çileli şair yazarı...
1940'lardan itibaren başlamıştı onun gözaltına alınma, fişlenme, işkence, tutuklanma, yargılanma, hapislikleri ve sürgünleri.
70 yaşında 12 Eylül cuntacılarınca Cide'de gözaltına alındı, başından neler geçti neler Rıfat Hoca'nın...
****
Kentin ortasındaydı Kastamonu Mezbahası.
Bahçesi büyüktür. Bölgede gözaltına alınanlar önce burada tutuluyorum.
Bir jandarma o bahçeye attığı masanın başında deftere teslim aldığı kişilerin isimlerini yazıyordu.
Karşısına diktiler Rıfat Hoca'yı, sordu;
"Adın, soyadın, babanın adı, doğduğun yer?"
Yüzlerce defa bir türlü öğrenmek istemedikleri yanıtları yineler Hoca;
"Cide, 1327.
Yeter mi? Yetmezse 1911 yaz..."
"Ne iş yaparsın!"
"Emekliyim.Sosyal Sigortalardan."
Suçun? Niye tutuklandın?"
"Bunu, benden mi soruyorsun? Benim size sormam gerekmez mi?"
"Olmaz! Bir şeyler yazmam lâzım."
"Benden öncekilere ne yazdıysan onu yaz!"
"Bir şey yazmam lâzım. Sen nesin, ne iş yaparsın?"
Rıfat Hoca düşünür...
"Türküm, Müslümanım, öğretmenim, yazarım'" dese...
Yeniden soracaktı jandarma.
Hoca'ya göre o, "içinde itiraf karışımı suç arayan bir katiplik, bir ibrikçi başıydı kendince"...
****
"Yaz" der gözleri bağlı Rıfat Ilgaz "Yaz!"
"Sosyalist!"
Ürkmüştür asker verdiği yanıttan.
Devam eder Hoca;
"Başka vereceğim yanıt yok! Bunun açıklamasını her yerde yapabilirim..."
****
Kastamonulu "katip" , "arzuhalini" böylece yazar deftere
"Sosyalist"
"Tamam" der asker; "At şuraya imzanı!"
"Nereye?"
"İşte şuraya!"
"Bunu sen görüyorsun! Sonraaa...Ne yazdığını görmeden nasıl imzalarım ben!.."
Elinden tutar "katip"...
"Şuraya işte! Amma uzattın haaa!"
Parmağının ucuyla gözünün bağını sıyırıp,
"Hiç olmazsa imza attığım yeri göreyim" diye de ekler Hoca...
****
İmzalar, tutanak biçimine sokulan giriş kağıdını.
Devamı, kendi ifadesiyle;
"Arabamızın kapısı açıktı.
Beni bekliyordu yol arkadaşlarım.
'Buyur' dediler, 'Geç yerine!'
Arabamız çok geçmeden mavi berelilerin çekip çevirdikleri bir cezaevinin evinde durmuştu.
Tüm jandarmalar, şoförümüze kadar arabadan inmişlerdi.
Anlaşılıyordu, yolumuz buraya kadardı.
Uzatmalı Çavuş, tüm arkadaşları adına elimi sıkıyordu.
'Geçmiş olsun Hocam!' dedi.
'Bu işin uzun sürmeyeceğini sanıyorum '
'Eğer...' dedim, 'Uzun sürmezse Daday üzerinden döneceğim Cide'ye. Sizleri mutlaka göreceğim. Hepinize teşekkürler. Sağ olun!"
(Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra-1992 Çınar Yayınları)
****
"Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın.
Eteklerinde kitaplar…” dizelerini ithaf etmiştir Can Yücel
Hababam Sınıfı'nın "mimli" yazarına.
Yiğit, namus, onur anıtıdır Rıfat Ilgaz.
“Ya ezenden yana olacaksın ya da ezilenden!
Bu işin az şekerlisi, çok şekerlisi olmaz!” diyerek hayata karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur.
"Sen halkın uyanmasını bekliyorsun,
oysa o namussuzlar,
geceyi uzatmak için ellerinden geleni yapıyorlar."
Tarık Akan'ın başrolündeki "Karartma Geceleri" filminin önemli repliğidir, Ilgaz romanından sinemaya uyarlanmıştır.
Anısı Güzel Rıfat Hoca'yı
'Aydın Mısın?" şiirinin final dizeleriyle anıyorum;
"Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol!"