İzmir Kıbrıs Şehitleri caddesinde düzenlenen basın açıklamasına İzmir Gazeteciler Cemiyeti üyeleri, STK temsilcileri, Yeni Parti Genel. Başkanı Özgür Özel ile siyasi parti temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, meslektaşlarının sorunlarını dile getirirken gazetecilerin yaşadıkları zorlukları dile getirdi.
İGC Başkanı Gappi, yaptığı konuşmada, “Gazetecilik, gerçeğin peşinden gitmek, kamu adına soru sormak ve toplumun haber alma hakkını savunmaktır. Ancak gazetecilerin gözaltı, tutuklama, dava, sansür, erişim engeli ve ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldığı bir ortamda yalnızca haber üretmek değil, gazeteciliğin kendisini sürdürebilmek de giderek zorlaşmaktadır” dedi.
Dilek Gappi, sözlerini şöyle sürdürdü,”Böyle bir ortamda dayanışma, iyi niyetli bir temenninin ötesine geçmek zorundadır. Gazetecilerin haklarını koruyan, bağımsız haberciliği yaşatan, toplumun desteğini örgütleyen ve basın özgürlüğüne yönelik ihlaller karşısında ortak tepki üreten kalıcı bir mücadele ağına ihtiyaç vardır.
Çünkü bir gazetecinin susturulması yalnızca o gazetecinin değil, toplumun gerçekleri öğrenme hakkının da zarar görmesidir. Bir haber kuruluşunun susturulması, binlerce insanın bilgiye erişiminin kısıtlanması anlamına gelebilir.
Bu nedenle sorumluluğumuz açıktır: Sessizliği bozmak, dayanışmayı büyütmek ve özgür basını birlikte savunmak. Gazetecilerin haklarını korumak, yalnızca bir meslektaşımız gözaltına alındığında açıklama yapmakla sınırlı kalmamalıdır. Önleyici, sürekli ve kurumsal bir dayanışma mekanizması kurulmalıdır.
Hukuki dayanışma ağı oluşturulmalı.
Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle soruşturma, dava veya gözaltıyla karşılaşan meslektaşlar için avukat desteği sağlayan, acil durumlarda hızlı biçimde harekete geçen bir hukuki dayanışma ağı kurulmalıdır. İfade özgürlüğü, haber kaynaklarının korunması, gazetecilik faaliyetinin suç sayılmasına karşı hukuki mücadele ve adil yargılanma hakkı bu ağın öncelikleri arasında yer almalıdır.
İhlaller kayıt altına alınmalı.
Gazetecilere yönelik gözaltılar, tutuklamalar, tehditler, fiziksel saldırılar, sansür girişimleri ve haber sitelerine yönelik erişim engelleri düzenli olarak belgelenmelidir. Bu kayıtlar doğrulanmış bilgilerle hazırlanmalı, periyodik raporlarla kamuoyuna açıklanmalı ve gerekli durumlarda ilgili ulusal ve uluslararası kuruluşlarla paylaşılmalıdır.
Meslek örgütleri ortak hareket etmeli.
Gazetecilik meslek örgütleri, sendikalar, basın emekçileri ve bağımsız medya kuruluşları ortak bir dayanışma protokolü hazırlamalıdır. Bir gazetecinin hakkı ihlal edildiğinde hangi kurumun hukuki destek sağlayacağı, hangi açıklamanın yapılacağı ve dayanışmanın nasıl örgütleneceği önceden belirlenmelidir.
Ekonomik güvencesizlikle mücadele edilmeli.
Basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma koşullarından bağımsız düşünülemez. Güvencesiz çalışma, düşük ücretler, işten çıkarmalar ve sendikasızlaştırma gazetecileri baskılara karşı daha savunmasız bırakabilir. Sendikal örgütlenme desteklenmeli, meslektaşlar arasında dayanışma fonları oluşturulmalı ve işsiz kalan gazetecilerin meslekte kalabilmesi için eğitim, iş birliği ve istihdam ağları geliştirilmelidir.
Dijital güvenlik güçlendirilmeli.
Gazetecilere güvenli iletişim, hesap güvenliği, kişisel verilerin korunması ve haber kaynaklarının gizliliği konusunda eğitim verilmelidir. Özellikle tehdit alan, hassas konularda çalışan ve yerel yönetimler ya da kamu kurumları hakkında araştırma yapan gazetecilerin dijital güvenlik ihtiyaçları gözetilmelidir.
Basın özgürlüğü mücadelesinin toplumda karşılık bulması için gazetecilerin kendi sorunlarını anlatması tek başına yeterli değildir. Sansürün, erişim engellerinin ve haber üzerindeki baskıların yurttaşların gündelik yaşamını nasıl etkilediği de görünür kılınmalıdır.
Basın özgürlüğü yerel gündemin parçası hâline getirilmeli.
Yerel gazeteler, internet haber siteleri, radyolar, televizyonlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları iş birliği yaparak toplantılar, söyleşiler ve açık oturumlar düzenlemelidir. Çeşme gibi yerel basının kent yaşamı, çevre, imar, kamu kaynakları ve yerel yönetimler hakkında önemli bir rol oynadığı yerlerde, bağımsız haberciliğin kent hakkıyla ilişkisi özellikle anlatılmalıdır.
Sansürün somut sonuçları anlatılmalı.
Bir haberin erişime engellenmesinin, bir gazetecinin tehdit edilmesinin veya bir haber kuruluşunun yayın yapamaz hâle gelmesinin toplum açısından ne anlama geldiği örneklerle açıklanmalıdır. Böylece tartışma yalnızca medya sektörünün sorunu olmaktan çıkarılarak yurttaşların bilgiye erişim hakkıyla ilişkilendirilmelidir.
Gençler ve öğrenciler sürece katılmalı.
Üniversitelerin iletişim fakülteleri, öğrenci toplulukları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte medya okuryazarlığı çalışmaları yürütülmelidir. Haber ile propaganda arasındaki fark, kaynak doğrulama, dezenformasyonla mücadele ve ifade özgürlüğünün demokratik toplumdaki yeri konusunda eğitimler düzenlenmelidir.
Toplumun desteği görünür kılınmalı.
Gazetecilerin karşılaştığı hak ihlalleri karşısında yurttaşların katılabileceği imza kampanyaları, açık mektuplar, dayanışma mesajları ve kamuoyu buluşmaları düzenlenmelidir. Bu çalışmalar kişileri hedef göstermek yerine somut hak ihlallerine ve hukuki ilkelere odaklanmalıdır.
Bağımsız medyaya destek yolları çeşitlendirilmeli.
Okurların bağımsız haber kuruluşlarına abone olması, doğrulanmış haberleri paylaşması, gazetecilik projelerine şeffaf biçimde destek vermesi ve yerel haberciliğin yaşaması için oluşturulan dayanışma modellerine katılması teşvik edilmelidir. Bağımsız medyanın ekonomik sürdürülebilirliği, editoryal bağımsızlığın korunması açısından da önemlidir.
Dayanışmanın etkili olabilmesi için çağrılar somut, süreklilik taşıyan ve ölçülebilir adımlara dönüştürülmelidir.
İlk 30 gün: Bir araya gelmek ve mevcut durumu belirlemek
- Gazetecilik meslek örgütleri, sendikalar, bağımsız medya kuruluşları ve basın hukuku alanında çalışan uzmanların katılımıyla bir dayanışma toplantısı düzenlenmeli.
- Gazetecilere yönelik ihlallerin bildirilmesi ve doğrulanması için ortak bir başvuru kanalı oluşturulmalı.
- Acil hukuki destek, tehdit durumunda yardım ve dijital güvenlik konusunda başvurulabilecek kişilerin yer aldığı bir rehber hazırlanmalı.
- Basın özgürlüğü konusunda ortak ilkeler ve iletişim yöntemi belirlenmeli.
İlk 90 gün: Dayanışmayı kamuoyuna taşımak
- Doğrulanmış ihlalleri ve çözüm önerilerini içeren ilk basın özgürlüğü raporu yayımlanmalı.
- Farklı medya kuruluşları, ortak bir yayın günü veya eş zamanlı özel içeriklerle basın özgürlüğü konusunu gündeme taşımalı.
- Üniversitelerde, kent meydanlarında ve yerel basın merkezlerinde açık toplantılar düzenlenmeli.
- Gazetecilerin haklarını ve toplumun haber alma özgürlüğünü savunan ortak bir bildiri hazırlanarak meslek örgütlerinin, sivil toplumun ve yurttaşların imzasına açılmalı.
Sürekli: Ortak mücadeleyi kalıcılaştırmak
- Gazetecilere yönelik ciddi hak ihlallerinde hızlı ve doğrulanmış ortak açıklamalar yapılmalı.
- Hukuki süreçler düzenli olarak izlenmeli; kamuoyuna doğru ve güncel bilgi verilmeli.
- Bağımsız haberciliği destekleyen eğitim, dayanışma fonu ve iş birliği modelleri geliştirilmelidir.
- Basın özgürlüğüne ilişkin talepler, ilgili kamu kurumlarına ve karar vericilere düzenli olarak iletilmeli; verilen yanıtlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Bu çalışmaların etkisi yalnızca yapılan açıklama sayısıyla ölçülmemelidir. Hukuki destek sağlanan gazeteci sayısı, belgelenen ve takip edilen ihlaller, düzenlenen eğitimler, katılımcı kuruluşlar ve sürdürülebilir destek modelleri gibi göstergeler de izlenmelidir.
Sansüre karşı ortak ses, baskıya karşı ortak duruş
Basın özgürlüğünü savunmak, yalnızca belirli bir siyasi görüşün ya da medya grubunun hakkını savunmak değildir. İktidarı, muhalefeti, yerel yönetimleri, kamu kurumlarını ve ekonomik güç odaklarını eleştirebilen bağımsız gazeteciliği savunmaktır.
Bu nedenle dayanışma, yalnızca aynı düşüncedeki gazeteciler arasında kurulmamalıdır. Farklı görüşlere sahip yayın kuruluşları ve gazeteciler, ifade özgürlüğü, adil yargılanma, haber kaynaklarının korunması ve toplumun haber alma hakkı gibi ortak ilkelerde buluşabilmelidir.
Bir gazetecinin düşüncesine katılmamak, onun haber yapma hakkını savunmaya engel olmamalıdır. Tam tersine, basın özgürlüğünün gerçek güvencesi, farklı görüşlerin de özgürce ifade edilebildiği bir ortamın korunmasıdır.
Ortak eylemler barışçıl, kapsayıcı ve hukuka uygun biçimde yürütülmelidir. Kamuoyu açıklamaları, basın toplantıları, dayanışma ziyaretleri, açık oturumlar, imza kampanyaları ve eş zamanlı yayınlar bu mücadelenin etkili araçları olabilir.
Gazetecilik dayanışması bir günle sınırlı kalmamalı
Bir meslektaşımız gözaltına alındığında, tutuklandığında, tehdit edildiğinde veya çalıştığı yayın kuruluşu baskıyla karşılaştığında gösterilen dayanışma elbette önemlidir. Ancak gerçek dayanışma, gündem değiştiğinde de devam edendir.
Gazetecilerin hakları ihlal edildiğinde yanında durmak, hukuki desteği örgütlemek, ekonomik güvencesizliğe karşı ortak çözümler geliştirmek ve kamuoyunu bilgilendirmek bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Unutulmamalıdır ki özgür basın yalnızca gazetecilerin çabasıyla ayakta kalamaz. Okurların, akademisyenlerin, hukukçuların, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının ve demokratik toplumun bütün bileşenlerinin desteğine ihtiyaç vardır.
Çağrımız açık:
Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle uygulanan hukuksuz baskılara son verilsin. Haber sitelerine yönelik erişim engelleri hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde denetlensin. Gazetecilerin çalışma, örgütlenme ve ifade özgürlüğü güvence altına alınsın. Bağımsız medya kuruluşlarının özgürce yayın yapabileceği koşullar oluşturulsun.
Gazetecilerin haklarını savunmak için bir araya gelelim. Sansürü görünür kılalım, ihlalleri belgeleyelim, hukuki dayanışmayı büyütelim ve toplumun haber alma hakkını birlikte koruyalım.
Çünkü özgür basın yoksa toplum eksik bilgiyle yaşar; bağımsız gazetecilik yoksa demokrasi denetim gücünü kaybeder.
Sessizliği bozun. Dayanışmayı büyütün. Gerçeğin yanında durun.
Gelin, sansüre ve baskılara karşı yan yana mücadele edelim. Hakikatin sesini hiçbir baskının susturamayacağı bir gelecek için birlikte çalışalım.”