Tam 10 yıl önce
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katılmıştı.
Sınıfı piyadeydi, gönlü hep komando olmaktaydı.
Bolu Dağı Komando Tugayı’nda görev yaptı.
Sonra Kayseri’de..
Ardından Tunceli’de!..
Yılın büyük bir bölümü Şırnak, Gabar,
Cudi, Kuzey Irak ve diğer birçok bölgede operasyonlara katıldı.
‘’Sırdaşı’’, HSK Müfettişi Savcı Ağabeyi Necip Özalkan’dı!
Katıldığı operasyonları Sincan’daki
babaevinden saklar, ağabeyi ile paylaşırdı.
Bir sabah Gaziantep’ten onu aradı;
"Ağabey sabah kara harekatı yapılacak,
Afrin’e biz gireceğiz ilk" dedi.
Operasyonun başlayacağını daha önceden tahmin ediyordu zaten.
Komutanları hep hazırlıklı olmalarını söylüyordu.
***
Afrin’deki harekâtın adı; ‘’Zeytin Dalı’’ydı.
Bölgeye ilk giden birlik, Astsubay Musa’nındı.
Sıcak çatışmaya girdi ve daha operasyonun birinci gününde şehit düştü.
Devletin zirvesi Ankara’da cenazesinde biraraya geldi.
‘’Şehitler ölmez vatan bölünmez’’ sloganları atıldı.
Her zamanki gibi!..
***
Ardından arkadaşları açıkladı vasiyetini.
Sosyal medyada da yer alan mesajlarında
‘’Şehit olursam devletin vereceği paradan Telafer’deki
Türkmen balalar için anaokulu-kreş yapılsın,
ismim konsun. Aileme iletin. Telefonumda mesaj
kayıtlı dursun şahit olsun’’ yazmıştı!
Annesini, babasını, eşini, 5 aylık kızı Ayşe Gökçen’i.
Hayallerini, kendini deği; uzak diyarlarda
hiç tanımadığı, görmediği
çocukları düşünmüştü.
Nasıl bir yürekti bu göğsünden taşan!..
***
Bundan sonrası sözün bittiği yerdi artık.
Çatışmada üzerinden çıkan ve
hasar gören telefonu bir gün sonra
aile adına ağabeyine verildi.
Yüreği yanık ağabey kardeşinin telefonunu okşuyordu.
Birden sms düştü telefona. İrkildi!
Okumaya başladı sms’i;
‘’06 EC 1553 plakalı araca Yerköy
İcra Dairesi’nin 2016-331 icra nolu
dosyasında haciz mahrumiyeti eklenmiştir.B002’’
***
Kardeşi daha önce bir trafik kazası yapmış,
tazminat borcu vardı.
Mahkeme, toplam 109 bin lira ödeme çıkarmıştı.
Maaşı da hacizliydi zaten!
Karşı taraf şehit olduğunu öğrenince -anında-
otomobiline, emekli ikramiyesine haciz koydurmuştu.
‘’Beşeriyetin’’ vicdan pusulası bozulmuş muydu, ne!
Kahroldu ağabeyi, ‘’insanlık ölmüş’’ diye geçirdi içinden.
Gözyaşlarını özgür bıraktı.
Yapacağı o an tek şey buydu!
***
Ağabey, arkadaşları aralarında para toplayıp borcu kapattılar.
Bu hadise; gazete başlıklarına yansıdı;
‘’Afrin Şehidine ebediyete uğurlanmadan haciz gönderildi!’’
‘’Tarihimizde böyle vicdansızlık görülmedi!’’
Adalet Bakanlığı da haciz koyduran avukat için suç duyurusnda bulundu medyada çıkan haberler üzerine...
***
11 askerimizin şehit olduğu gün,
Twitter'da Survivor2018 tag'ı 40.800 Twitle birinci,
Beşiktaşlı futbolcu Talisca tag'ı 24.200 tweetle ikinci sıradaydı.
Şehitlerle ilgili tag'ların toplamı ‘’topçu’’ Talisca'ya yetişememişti(!)
Kimi ABD kontrollü bölgeyi fethe çıkıyordu oturduğu yerden .
Sahipsiz dönen valizler vardı Afrin’den.
Onların ne demek olduğunu;
Analist Metin Gürcan ‘’sadece hazırlayanın,
taşıyanın ve en çok da teslim alanın
bildiğini, bazen hemen açıldığını,
bazen de yıllarca öyle saklandığını’’yla ifade ediyordu!
Orhan Bursalı Usta da yazıyordu;
“Bu bir beka sorunu, gerekirse 1 milyon şehit veririz
biçimindeki büyük kıyam senaryolarından geçilmiyor.
TV ekranlarında, köşe yazılarında,
politikacı söylemlerinde, oy - iktidar hesaplarında atıp tutmak kolay...’’
Haa..
Bir de -Türkiye riskliymiş- diye terketmeye karar veren
‘’Yetmez Ama Evet’çiler" vardı (!)
***
Astsubay Musa Özalkan,
Ayaş-Bayat’ta köy mezarlığında yatıyor.
Mekânının ‘’cennet, gönüller’’ olduğundan habersiz!
Ataol Behramoğlu dizeleri geliyor yazıyı bitirirken usuma;
"Ey bu topraklar için
Toprağa düşen
Bir karış toprağın
Var mıydı yaşarken?"
.jpg)