Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor








Sertel: Gazetecileri bırakın ekonomiyi düzeltmeye bakın
Sertel: Gazetecileri bırakın ekonomiyi düzeltmeye bakın
Karaburun, 12’nci Mandalina Şenliği’ne ev sahipliği yapacak
Karaburun, 12’nci Mandalina Şenliği’ne ev sahipliği yapacak
Urla Belediye Başkanı Oğuz, 'Burada olmak gurur verici'
Urla Belediye Başkanı Oğuz, "Burada olmak gurur verici"
Narlıdere Ata’nın huzuruna çıktı!
Narlıdere Ata’nın huzuruna çıktı!
Batur Atatürk'ü doğduğu evde andı
Batur Atatürk'ü doğduğu evde andı

Okan Yüksel

MARDİNLİ DELİKANLI...
4 Kasım 2019 Pazartesi

Bir sevda ustası, bir söz söyleme sanatı ustasıdır Aykut Poturoğlu. Sözcükleri mermi gibi yerleştirir şiir adını taşıyan silahına.
Kınından çıkarır gibi kasaturasını, sözcükleri derdest eder söz söyleme sanatının en güzeli şiirde:
“Bir akşam vakti / Basmane açıklarında / kınından sıyrılmış / Kasatura biçiminde / İçime yaslandı sevda / Ki işsizliği ve hainliği ceplerimde mühürlenmiş bir evrak gibi taşıyorum.”
"Süryani" adını verdiği kitabının giriş bölümünde, bu dizelere imzasını yüreği ve kanatı ile vuran Aykut Poturoğlu, daha sonra şöyle haykırır sevdasını:
“Sevgilim / Bir ülkeydi içimde / Ve ülkesinde / Şairlerle, işsizlerin / Umutsuzluktan / Caddeleri kemirdikleri saatlerde / Yasaklanmış iri puntolu / Gazeteler neşrederdi sessizce / Bana ve hayata dair.”

****

Düzyazı alanında "İzmir’in Yaşar Kemal'’i olarak tanımladığım ama bu tanımlama ile kendisine biraz da haksızlık ettiğim Poturoğlu’nun "Süryani’'si ozan yüreğinin olanca yükünü taşır, Mardinli delikanlılığı ile. Hukuk eğitimi gören öğretmen ve gazetecilik yüksek okullarını bitiren Aykut Poturoğlu, gazeteci olarak araştırma, inceleme, röportaj ve fotoğraf dallarında onlarca ödül kazanır, ama benim için önce ozan, sonra gazetecidir.
Ne “dört yanımızdaki puştluklar” ne de basın yaşamının çekilmez ve onulmaz yönleri yok edemez Aykut Poturoğlu’nun ozanlığını.
“Sevda, hasret ve zulüm / Geliyorum demez / Sevgilim birazdan ilkyaz geliyor sabırsızım” dizeleri ile başlayan “İlkyaz şarkısı” nda Aykut Poturoğlu, “yorgunum / onulmazım / günaydınsızım” gibi üç sözcükle bile epope havasını yarattıktan sonra şu imge birikimi ile seslenir:
“biliyorsunuz ki / bir gün / çetecilerin hasretlerinin tarihi yazıldığında / benim adım savunacaktır adını / çünkü sana / bir demet kasımpatı vermenin / zamanı asla geçmeyecektir / … sevgilim / seni yüreğinden öperim.” Evet, “…sevgilim / seni yüreğinden öperim.” Evet, “… Poturoğlu / seni yüreğinden öperim.”

****

Varlık, Yeditepe, Dost, Papirüs, Yansıma, Forum, İleri, Özgür, Çağrı, Çağdaş, Yön, Hisar, Hareket dergileri ve çeşitleri gazetelerin sanat sayfalarında yüzlerce şiiri yayınlanan Aykut Poturoğlu kitapsız (!) şiirlerin şairiydi, “Süryani”den önce…
"Gülnihal'’de insanın ve şiirin güzelliğini "ses bayrağı" gibi doruklara tırmandırır Poturoğlu:
“Sen de gidersin / kötülük delisi puşt gece / karanlık işler çeviren / yarasaların da / boğazımdan eksik etmediğin hıçkırıkların da giderler / sonunda / kala kala ne kalır / beklemenin bilmem kaçıncı yılında / Ünye garajında / minicik bir papatya / açar gözlerini hayata / sıçrar takılır Esma’nın saçlarına / işte o kalır.”

Süryani

bir akşam vakti
basmane açıklarında
kınından sıyrılmış
kasatura biçiminde içime yaslandı sevda
ki işsizliği ve hainliği
ceplerimde
mühürlenmiş bir evrak gibi taşıyordum
tercan’da
istasyon parmaklıklarına
iki damla bulut halinde
asılı bıraktığım zabitliğim
perdeleri ramazan’a ve oruca çekili meyhanelerde
usulcana birşeyler konuşan
hiç gülmeyen
mevlit dinler gibi aşık mahsuni dinleyen
kürt ve alevi köylüleriyle katiyen ilgisi yoktu
çünkü
şansa boğazı komutanı olarak
o ünlendiğim günlerde
ben daima
içini yumruklayan bir çocuktum
ve sabahın zehirinde
uzun bıyıklı anadolu köylülerinin
kemah boğazı sırtlarından
erzincan düzüne doğru
su içmeye indiklerinde
arkalarını kalleşliğe dönüp
kendi dillerince inleyen
toprağa kapaklandıklarında
namertlik sırtlan inlerinde deyip
ve sabah ezanlarını tanrıya terkedip
yüzlerini güneşe çevirdiklerinde
bu ne demektir çok iyi bilirim
sevgilim bir ülkeydi içimde
ve ülkesinde
şairlerle işsizlerin
umutsuzluktan caddeleri kemirdikleri saatlerde
yasaklanmış iri puntolu
gazeteler neşrederdi sessizce
bana ve hayata ait
günler günler geçipte sonra bir bir
anlatılmaz olunca çiçekler
tanrıya kahpelere ve beylere
beyaz bir mendil gibi buruşturup
çocuk parklarına bıraktım
birgün nasılsa imha edilecek kalbimi
sevda hasret ve zulüm
geliyorum demez.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Atilla Köprülüoğlu
Atilla Köprülüoğlu
EŞSİZ DEVRİMCİNİN ONUR DERSİ!
Şadan Gökovalı
Şadan Gökovalı
ATATÜRK ÖLDÜ MÜ?
Okan Yüksel
Okan Yüksel
MARDİNLİ DELİKANLI...
Dr. Ahmet Güler
Dr. Ahmet Güler
Almanya'nın Dev Yel Değirmenleri Çılgınca ve Sıradışı
Levent Donduran
Levent Donduran
Bir ulus yeniden uyandı...
Sedat Kaya
Sedat Kaya
BİR ZAMANLAR BİR LİG TV VARDI
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri