Denizhan Güzel
Yıl 1952
Demokrat Parti dönemleri...
Ülkenin Sosyal ve ekonomik hayatın sıkıntılı zamanları.
Bu zor dönemde İstanbul Beyoğlu’da bir grup sinemasever ülkenin kültürel hayatına katkı koymak adına canla başla mücadele veriyor.
“Sinemayı ülkenin her bölgesine taşıyacağız, insanlara sinemayı sevdireceğiz” diyerek çalışmaya başlıyorlar.
Bu isimlerden bir tanesi de eniştem Necip Sarıcıoğlu…
Hayatını sinema sektörüne adayan, adına belgeseller yapılan tam bir kültür adamı.
Hani insanlarımızın kalplerine dokunan, belleğimizden hiç çıkmayan ‘Hababam Sınıfı, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ gibi yüzlerce filmi sahibi olduğu Lale Film stüdyolarında hazırlayan isim.
En önemlisi Çeşme’yi sinema ile tanıştıran eniştem Necip Sarıcıoğlu’nun en yakın arkadaşları, rahmetli Kemal Sunal, Tarık Akan, Şener Şen ve onlarcası.
Geçen gün telefonda sohbet ederken kadim dostları ile beraber yaşadıkları anılarını anlattı. Bir sinemasever olarak benim için çok anlamlıydı.
Sözü döndük dolaştırdık Çeşme’ye getirdik. O koca film makinalarını İzmir’den Çeşme’ye kamyon arkasında 4-5 saatte getirdiklerini anlattı.
Kelimler, sözcükler ardı ardına dökülürken Çeşme’de yaşanan sıkıntılı günleri adeta tekrar yaşadı.
Söze, “O dönede Çeşme’de elektrik yoktu” diyerek başladı. Çeşme’ye getirdikleri dönemin devasa film makinalarını film gösterilerine hazırlarken ekibin heyecanını anlatıyordu. Tıpkı Netflix dizisi ‘Yeşilçam’ da yaşanan olaylar gibi.
Belediyenin eski bir Rum tütün deposu film ekibine tahsis edilirken en önemli problem elektriğin olmaması.
Çeşme’de elektrik o dönem kısıntılı veriliyor, sonra da kesiliyor. Ekip, film gösterimi için binbir rica belediyeden elektrik istiyor ve film gösterimi gerçekleşiyor.
O günlerden bu günlere..Sektör değişiyor, sektörün oyuncuları değişiyor ve sinema sektörü başka bir döneme evriliyor.
Çeşme’nin yerel yöneticileri göreve geldiklerinde üç sinema salonu vardı. Bize ne söylediler, “Burası eski bir bina, burada güçlendirme ve yenileme yapacağız.”
Ardından sinema işletmecisi apar topar Antalya’ya kaçarcasına gitti ardından salonlar kapatıldı.
Günümüzde köylerde bile haftanın belli günleri film gösterimleri olurken Türkiye’nin turizmdeki en önemli bölgesi Çeşme’de bir sinema salonu bile yok!
Sinema olmadığı gibi ne bir çalışma var ne de bir iyileştirme çalışması. Aksine faaliyetlerine sinemasız olarak devam ediyor. Panayırlar, söyleşiler, konserler vs…vs.. düzenleniyor.
Çakabey Kültür Merkezi’ne girdiğinizde duvarın sol tarafında bulunan Türk sinemasının efsane aktörlerin bulunduğu fotoğrafları da sökün tam olsun.
Buradan Çeşme Belediyesi Kültür Sanat Dairesi’ne de bir selam çakarak sözlerimizi tamamlayalım.
Bu da bizim ayıbımız olsun!