Denizhan Güzel
Adaket Bakanı Yılmaz Tunç, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kültür ve Turizm bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’dan yazılı cevap isteyen Akın, soru önergesinin bir an önce cevaplandırılmasını istedi.
TBMM’de dün gerçekleştirdiği basın toplantısında Alaçatı Port ile iddiaları gündeme getiren Akın, soru önergesinde şu açıklamaya yer verdi;

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki soruların Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
İzmir ili Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi 4165 ada 1 parselde yürütülen ve kamuoyunda “Port Alaçatı” olarak bilinen projeye ilişkin, biri bireysel başvurulara, diğeri ise Çeşme Yarımada Çevre Derneği tarafından yapılan başvurulara dayanan iki ayrı suç duyurusu Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulmuştur. Bu suç duyurularında; mühürlü bir inşaat alanında faaliyetlerin devam ettirilmesi, ruhsata aykırı ve yoğunluk artırıcı yapılaşma, doğal sit alanında izinsiz kazı, dolgu ve kanal açma işlemleri, azmak alanlarının doldurulması, çevrenin kasten kirletilmesi, kaçak hafriyat dökümü, kaçak elektrik ve su kullanımı ile tapusuz ve iskânsız yapılarda fiili yaşam başlatılması gibi son derece ağır ve çok sayıda suç iddiası ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur.
Söz konusu suç duyuruları soyut iddialara değil, İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin imar planlarını iptal eden kararlarına, Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen yapı tatil zaptına, mühürleme tutanaklarına, belediye yazışmalarına, fotoğraf ve video kayıtlarına ve basında yer alan çok sayıda habere dayanmaktadır. Buna rağmen, suç tarihleri 2020–2024 yılları arasını kapsayan, çevre ve kamu düzeni açısından telafisi imkânsız sonuçlar doğurma potansiyeli bulunan bu eylemler hakkında, aradan geçen uzun süreye karşın savcılık makamlarınca etkin, hızlı ve caydırıcı bir soruşturma yürütülmediği görülmektedir.
Özellikle 09.08.2022 tarihinde mühürlenen bir inşaatta faaliyetlerin açıkça devam ettirildiği, mühür bozma suçunun alenen işlendiği, buna rağmen soruşturmanın fiilen sürüncemede bırakıldığı yönündeki bilgiler, cezasızlık algısını derinleştirmektedir. Çevreyi, doğal sit alanlarını ve kamu yararını ilgilendiren bu ölçekteki iddialar karşısında yargının hareketsiz kalması, adaletin kişiye, sermayeye veya siyasal ilişkilere göre farklı işlediği yönündeki toplumsal kanaatleri güçlendirmekte; hukuk devleti ilkesini ağır biçimde zedelemektedir.
Yargının resen harekete geçmesi gereken imar ve çevre suçlarında dahi uzun süre hiçbir ilerleme kaydedilmemesi, yalnızca adli makamların değil, ilgili tüm kamu idarelerinin sorumluluğunu da gündeme getirmektedir. Port Alaçatı örneği, çevreyi ve kamusal alanları tahrip eden büyük ölçekli projelerin fiili bir dokunulmazlık zırhı altında korunduğu yönündeki endişeleri somutlaştırmıştır.
Bu konuyla ilgili olarak:
- Port Alaçatı Projesi ile ilgili olarak Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’na bugüne kadar kaç ayrı suç duyurusu yapılmıştır?
- Bu suç duyuruları hangi tarihlerde yapılmış olup, her bir dosya kapsamında bugüne kadar hangi adli işlemler gerçekleştirilmiştir?
- Mühür bozma, imar kirliliği, çevrenin kasten kirletilmesi ve sit alanına müdahale gibi ağır suç iddialarına rağmen, neden bugüne kadar herhangi bir iddianame düzenlenmemiştir?
- Anılan dosyalarda keşif, bilirkişi incelemesi veya uzman raporu alınmış mıdır? Alınmamışsa bunun gerekçesi nedir?
- Yargının uzun süre hareketsiz kalmasının kamuoyunda yarattığı cezasızlık algısı hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
- Benzer nitelikteki imar ve çevre suçlarında daha hızlı işlem yapıldığı bilinirken, Port Alaçatı dosyalarında yaşanan gecikmenin nedeni nedir?