Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor








“Seçmen son sözü söyledi, artık gündem ekonomi olmalı”
“Seçmen son sözü söyledi, artık gündem ekonomi olmalı”
Özel Olimpiyat Festivali’nde 4 Madalya Seferihisar’a
Özel Olimpiyat Festivali’nde 4 Madalya Seferihisar’a
Büyükşehir'den 6 maddelik yol haritası
Büyükşehir'den 6 maddelik yol haritası
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin projelerine ödül yağdı
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin projelerine ödül yağdı
Başkan eşlerinden örnek dayanışma
Başkan eşlerinden örnek dayanışma

Sedat Kaya

Resmin Yunus Emre'siydi, İbrahim Balaban NAZIM’IN SON YOLDAŞI YILDIZLARA ULAŞTI.
10 Haziran 2019 Pazartesi

Yıl 1942.
Nazım Hikmet, Bursa Cezaevinden Kemal Tahir'e yazdığı mektupta şöyle anlatıyordu onu.
"Ben burada bir ressam Yunus Emre keşfettim . Köylü, ortaköylü, köy mektebinde okumuş, berberlik ediyor içerde. Ben resim yaparken başımdan ayrılmaz, nihayet bir gün boya istedi, verdim ve ilk iş olarak aynada kendi resmini yaptı. İkinci portre bir şaheserdi ve şimdi üç aydır şaheser portreler yapmakla meşgul."

Yıl 1949.
Aradan 8 yıl geçmişti
Sinan Korle Vatan Gazetesi'ndeki yazısında onu Aşık Veysel'e benzeterek, şöyle diyordu.
"Türk halkının sanat zevkini, resim görüşünü, masal dünyasını, iç alemini, iyiye ve güzele hasretini doğuştan beraberinde getirmiş bulunuyor."

Bir yıl sonrasıydı; 1950.
Abidin Dino, Yaprak Dergisinde şu yorumu yapıyordu, onun için.
“Mapushane Kapısı resminin önünde, Giotto’nun isminden başka bir isim gelmiyor akla. Resmin kuruluşu, yüzlerin özü, duruşlar, hepsi ezberimde. O çizdiğini yaşıyor, biz sadece seyrediyoruz.”

İki yıl sonrasıydı; 1953
Yaşar Kemal Cumhuriyet Gazetesi'nde ondan şöyle söz ediyordu.
“Bir umut ışığıdır sarıyor insanın içini. Yuyor, temizliyor cümle karanlığı. İşte bu, onun kuvvetidir.Söylemek istediğini kestirmeden söylemesini biliyor. Ben onun her tablosunu bir türküye benzetiyorum. Şöyle ki: Her türkü bir hikayedir. Bir olaydan çıkmıştır. Olaydan çıkmayan hiç bir türkü yoktur. Olayı anlatınca da hayatı en kestirmeden anlatıyor türküler. O'nun her tablosunun bir hikayesi var. Ve hayatından bir parça her tablosu… Rengi ile, ışığı ile bir parça.”

Aynı yıl; yine 1953
Can Yücel Yeditepe Sanat Dergisi'nde şu cümlelerle anlatıyordu onu.
“Gücünü umuttan alan bir gerçek duyguyla, dünyayı adam etmek için didinenlerin dünyasına doğru kalkınmaya başlıyor.”

Aradan 10 yıl geçmişti.
Yıl 1963'dü.
Hasan Hüseyin Korkmazgil Yön Dergisi'nde şu satırları döküyordu onun için.
"Karamsar konulara eğilmiştir. Ama bu konuların işlenişi karamsar değildir. Umut vardır. O “umut”un resmini yapmıştır. Onda herşey büyük bir kavga içindedir. Figürleri “ağırbaşlı, hacimli, tesviyeden çıkmış gibi”dir, “ağıraksak”tır. Çünkü bizim halkımızın yaşayışı budur.

Daha kimler kimler?
Neler neler yazdılar onun için.
Ne övgüler, ne teşekkürler.
Bu toprağın ressamı için.
Asla pes etmeyen sanatçı direnişiniyle, baskılar karşında sinmeyen kocaman yüreğiyle ve buram buram Anadolu kokan tablolarıyla, resimi halkıyla buluşturan adam için.
Nazım Hikmet'in hapishane yoldaşı İbrahim Balaban için.

İbrahim Balaban'ın hayat öyküsü, bir direniş öyküsüdür aslında.
1921'de Bursa'nın Seçköy'ünde doğdu.
Küçük yaşta resime meraklıydı.
1937'de yanında çalıştığı adamlar yüzünden, esrar taşımaktan 3 yıl 6 ay hapis ve yüklü bir para cezası aldı.
Cezası dolu ama parayı ödemeyince tekrar demir parmaklıkların ardına düştü.
1941'de Bursa mahpushanesinde Nazım Hikmet’i tanıdı.
Bursa damında Nazım'dan resim ve sanat tarihi yanında; felsefe, sosyoloji ve ekonomi politik dersleri alarak kendisini geliştirdi.
1947'de bu kez komünistlikten tekrar Bursa damına sürüldü, tekrar hocası Nazım Hikmet'e kavuştu.
1950 affıyla Nazım ile birlikte hapisten çıktı. Özgürlüğüne kavuşurken elinde 
Nazım’ın adına şiir yazdığı “Bahar” , “Mahpushane kapısı”, “Doğum”, ile “Cinayet” ve “Suda Donbaylar” adlı tablolar vardı.
1951'nin başlarında Nazım’la birlikte İstanbul’u gezdi ve onun evinde altı ay kaldı. 
O sürede “Ekin Biçenler” adlı tablosunu ustasının evinde yaptı.
Ama özgürlük kısa sürdü.
1951'in sonralarında "olağan şüpheli" olarak jandarma tarafından yakalandı ve Sivas'ta askere alındı. Kışlada kendisi gibi olağan şüpheliler şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, Mehmet Kemal ve Hakkı Torunoğlu ile tanıştı. 
Fransız Ressam Claude Monat, "Tablolar öğretilerle, doktrinlerle yapılamaz" demişti.
İbrahim Balaban yaptı.
Mapusta öğrendiklerini, hayatla sınadı ve gerçeği tuvale çizdi.
1953'te ilk kişisel sergisini açtı.
1961'de resimlerinden dolayı altı ay tutuklu kaldı.
1962'de “Yeni Dal Grubu” sergisi kapatıldı ve ressam arkadaşlarıyla birlikte tutuklanarak Askeri Mahkemede yargılandı.
1969'de Adana Sergisi bir gurup yobaz tarafından basıldı, resimleri tahrip edildi. 
Gözaltılar, sorgulamalar yıllarca devam etti.
Sergilerin basılması, yasaklanması yıllarca bitmedi.
Ama o asla pes etmedi.
İnandıklarından asla vazgeçmedi.
Hep insanı ve yaşamı sevdi.
Umudu yeşertti.
Halkından hiç kopmadı.
Yattı, kalktı kan gütmeden sanat üretti.
98 yaşındaki Balaban bugün aramızdan ayrıldı.
Geride 2 binden fazla tablo, ondan kat kat fazla desen ve 11 kitap bıraktı.
Anılarda yaşıyacak.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Levent Donduran
Levent Donduran
COMOLLİ VE YANAL'A DİKKAT!..
Atilla Köprülüoğlu
Atilla Köprülüoğlu
BEKA APO'YMUŞ!..
Şadan Gökovalı
Şadan Gökovalı
BÜYÜK İSKENDER
Okan Yüksel
Okan Yüksel
MİMOZA ÇİÇEKLERİ
Sedat Kaya
Sedat Kaya
DATÇA NİRE, AVANOS NİRE
Nüvit Tokdemir
Nüvit Tokdemir
Geçip gidenler!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri