Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
EİB “Sıfır Atık Belgesi” alan ilk ihracatçı birlikleri oldu
EİB “Sıfır Atık Belgesi” alan ilk ihracatçı birlikleri oldu
Depremzede kediyi Haluk Levent sahiplendi
Depremzede kediyi Haluk Levent sahiplendi
“Sizleri bu konutlara davet ediyoruz”
“Sizleri bu konutlara davet ediyoruz”
AKUT ve Kızılay’la büyük dayanışma
AKUT ve Kızılay’la büyük dayanışma
30 Noktada 20 Bin Fidan Toprakla Buluştu
30 Noktada 20 Bin Fidan Toprakla Buluştu

Atilla Köprülüoğlu

OĞLUNU DA BABASI DA KORUYAMADIK!
29 Eylül 2020 Salı

Acı bir insanın yüzünden, vücudundan ancak böyle akar..

Biliriz ki, maden ya da virüsten çok yoksulluk/eşitsizlik öldürüyor..

Vicdanlar kanamaya, tarihin çarkları dönmeye devam ediyor.

(Gökhan Günaydın)

Altı yıl önceydi. Karaman'ın Ermenek ilçesinde, Ekim ayında 18 işçinin madende 

mahsur kaldığı haberleri, tv alt yazılarından peşpeşe akıyorduydı.

Haber siteleri “son dakika” geçiyordu sürekli.

Su basan kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden biri de Tezcan Gökçe'ydi!

Anne Ayşe, baba Recep çocuklarından iyi haber almanın peşinde madenin 

dibinden bir yere ayrılmıyordu.

Umuttu onları ayakta tutan! Bekleyişleri sürüyordu.

Sonra annenin yürek yakan şu sözleri televizyon ekranlarına kilitlenen milyonlarca izleyiciyi 

gözyaşlarına boğmuştu;

"Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı? Geceleri uyuyamıyorum.“

Baba da endişeyle Tezcan’ından, arkadaşlarından iyi haberi bekliyordu. 

 

****

Hasşeker ocağından kötü haber 38 gün sonra gelmişti. 

Tezcan Gökçe boğularak can vermişti 17 arkadaşıyla!

Cenaze törenine baba Recep’in yırtık lastik ayakkabılarıyla 

katılması, simgeydi! İzleyenleri hüngür hüngür ağlatmıştı.

Gündem olmuştu ayağında o kapkara yırtık lastik ayakkabıları babanın.

Türkiye insanlığından utanıyordu o gün!..

 

****

Habercilere anlatıyordu o gün acılı baba

Gökçe

cenazede giydiği kara ayakkabıları:

"Param yok, param olsa ben bu ayakkabılarla gezer miyim milletin içinde? 'Elindeki lastiği atıver' derler. 'Atarım ben, siz karışmayın' derim. Elin kadar ben alamadım mı? 

Elin kadar ben giyemedim mi? Param yok alamadım. Dişlerim yok. Eşimin de benim de dişlerim tükendi. Doktora yaptıracağımız dişler 'tutar mı tutmaz mı' diye sorduk.

Yoksulluk nedeniyle gidip taktıramadık.

Eğer orada param olsaydı, hemen taktıracaktım."

 

****

Mahkemeye ulaşan faciaya ilişkin bilirkişi 

raporunda işletmenin iş tekniğine  

ve mevzuata uygun sondaj yapmadığı ifade ediliyor, 

bunun da kaza nedeni olduğu ifade ediliyordu.

Yılmaz Özdil de şunu yazıyordu köşesinde;

“İşveren denilen herif, öğle yemeği vermiyor, evinizden getirin diyordu. İn-çık vakit 

kaybı olduğu için, öğle tatiline müsade etmiyor, yerin dibinde yiyin diyordu. 

Neticede, öğle tatilinde, öğle yemeğinde, 355 metre derinde boğuldular.” 

Gazeteler Recep Baba’nın oğlunun ölüm tazminatını da alamadığını, sanıkların da "Çakıcı 

affıyla" salıverildiğini yazıyordu(!) ileriki günlerde...

 

****

Yine haber düştü sitelere, gazeteler de yazıyordu.

Recep Baba.. Recep Amca..

Kara yırtık lastikleriyle içimizi burkan Recep Gökçe'yi...

Yaklaşık 5 gün önce rahatsızlanmıştı, Konya’da bir hastanede tedaviye alınmıştı.

Gökçe corona virüsü kapmıştı, testi de pozitifti.

Aynı şekilde anne Ayşe de koronaydı ve karantinadaydı.

Recep Baba’nın yorgun yüreği yaşam mücadelesini kaybetti, korona onu da kopardı bu dünyadan!

 

****

Recep Amca hayattan kopmamaya çalışırken; Şile’de 150 kişi sahilde parti veriyordu.

Çapa’da hastanede maskesini takmasını istediği kişi, güvenlikçinin gözünü çıkarıyordu.

Ankara’da da karantinadaki hastayı kontrola giden filasyon ekibi evde 35 ziyaretçiyle karşılaşıyordu.

Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Özgür Enginyurt da koronalı gelinle damatın bilerek düğün yaptıklarını ve o düğünden bir sürü vaka çıktığını açıklıyordu!

"Virüse yakalanıp hasta olanların da çoğu şansına güveniyordu. Tedbirlere uyun." tweetini atıyordu Sağlık Bakanımız da!..

 

****

Yaşamda eşitlik yoktu! 

Ölüm eşit olsa da!

Ülkemiz yağmalanırken her türlü acımasızlık, kötülük çirkinlik, hoşgörüsüzlük, bencillik her alanda -bilgenin dediği gibi- iliklerimize kadar işlemişti.

Onur duygusu yoktu!

İnsan bu kadar değersizleşebilir miydi?

Vicdanlar kurumuştu.

Biz ne oğlunu ne de babasını kurtarabilmiştik…

Bu utanç bizimdi!

Artık susabiliriz de ağlayabiliriz de. 

Neye yarayacaksa?

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Atilla Köprülüoğlu
Atilla Köprülüoğlu
DERS
Nüvit Tokdemir
Nüvit Tokdemir
DEVRİMCİ NÜVİT TESLİM OLMAZ!
Ömer Önal
Ömer Önal
24 KASIM
Okan Yüksel
Okan Yüksel
ÖLÜM YORGUNLUK GİDERMEKTİR...
Op.Dr Atıl Birol
Op.Dr Atıl Birol
Korona virüs, meslek hastalığı sayılmalı...
Ozan Zeybek
Ozan Zeybek
Göreceli.
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri