Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat Sağlık Spor








Hoş geldin ‘Opera İzmir’
Hoş geldin ‘Opera İzmir’
'81 milyona aynı nazardan bakacak siyasetçi istiyorum'
"81 milyona aynı nazardan bakacak siyasetçi istiyorum"
Üç Yeni Sakin Şehir Geliyor
Üç Yeni Sakin Şehir Geliyor
İzmir, Atatürkçülüğün Başkentidir
İzmir, Atatürkçülüğün Başkentidir
Körfez Festivali’nde ödül gecesi
Körfez Festivali’nde ödül gecesi

Ömer Önal

ESKİ ÇOCUKLUK OYUNLARIMIZ!
22 Haziran 2018 Cuma

Annem ekin tarlasında arpa biçerken doğum sancıları tutmuş. “Eve zor yetiştim. Az kalsın seni şalvarıma düşürecektim” derdi. Ne ebe istemiş, ne de doktor. “İstesem de zaten yoktu ki” derdi.  Bir tahta beşikle kuzu derisinden postakinin üstünde sallayarak büyütmüş. Yalancı emzik emmemişim. Hep ana sütü ve sarı keçimizin sütüyle büyümüşüm. Ve bir baktım yürüyorum.

 

Sabah kahvaltımızda süt, yoğurt, yumurta ve çorba olurdu. Gel zaman git zaman derken okula başladım. Hiç unutmam okula başladığımın ilk günü. Alfabeyle kışı bitirirken aylar birbirini kovalamış. Baharı müjdeleyen sarıpapatyalar ve dağ çiçekleri başkaldırıp çıkıvermiş toprağın altından.
            Okulda sınıf arkadaşlarımızla hafta sonu için sarı keçimizi ve barca tekemizi gezdirip

 Otlatacağız diye buluşma programları yapardık. Sözleştiğimiz gibi hafta sonu elektirik santrali önünde toplanırdık. Yılmaz Kirman, Ahmet Varhan, Hulusi Baysal, Mehmet Ali Şahin, biz kendisini Lakabıyla (Lalo) çağırırdık. Tam ekip olup doğru hurmalık ovasının yollarında yeni çıkmış çimenlerin üstünde hem oturur hem de oyunlarımızı oynardık.

            Çimenlerin üstünde lastik ayakkabılarımızla kayarken diğer tarafta dere kenarlarındaki derelerden kurbağa sesleri gelirdi. Yaykın, yakın olduğundan denizin iyot kokusu ciğerlerimize kadar işlerdi. Yavaş yavaş Yaykın’a kadar gitmiş olurduk.

 

            Yaykın da dere yataklarından sular çekilince toprakta çıkmış deniz koruğu (Deniz börülcesi) toplar annemiz akşam olunca onları kaynatır bol limonlu olarak salatasını yerdik. İlkbahar güneşinin etkisiyle yağmurun çok yağmasında çamurlaşan ve sonra hafifçe kuruyan yarı nemli yumuşak toprağın üzerinde kayması çok eğlenceli olurdu. Ama bir de bakardık ki ya dizimiz yaralanmış kanar ya da giysilerimiz yemyeşil olurdu.

 
            Peşinden haydi bakalım, kırmızı lale, nergis, ve sümbül toplayalım derdik ve koşardık kırlara İlkbaharda güneşin çıkmasıyla baş kaldırmış olan çiçekleri annemin verdiği bağ testeresiyle söker toplardık.

 

            Yine o arada karşımıza çıkan ebe gömeci otunu da sökerdik şöyle toprağın uçtuğu yarı açık yerlerden. Onların içindeki özü yerdik. Nerede şimdiki gibi muz, ananas, avokado, ayva, nar vb...
Ardından Binnaz Abla’nın bahçe kıyısından kurumuş bir karaçalı dalını çeker başlardık dallarına çiçekleri takmaya.

            Çaldığımız her kapı açılırdı ve yumurta veya bulgur isterdik. Verilenleri heybemize koyardık. O günü akşam ettikten sonra hâsılatı alır koşardık Nurettin Amca’nın dükkâna… Atatürk’ün kaşları gibi kaşları vardı rahmetli Nurettin Amca’nın. Şöyle bir çatardı kaşlarını bulguru alırdı elimizden, sonra yumurtaları ışığa tutarak tek tek kontrol ederdi bozulmuş mu, bozulmamış mı diye… Sanki papatya falına bakardı mübarek, seviyor sevmiyor dercesine… Verdiğimiz bulgur ve yumurta karşılığında kırık leblebi ve kuru üzüm alır grup halinde yerdik.

            Küçücük dünyamızdaki, kocaman evciliklerimizin şimdi hayali ile yaşıyoruz. Şimdiki çocuklara baktığım da ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Oynadığımız oyunlarımız hep doğal ve serbestçeydi.

Oysa şimdi küçücük parklarda plastik ve metal oyuncaklar, arabalar, bebekler, hamurlar, hiç benzer mi ki benim köyümün o güzelim oyunlarına ve mis kokulu çayır çimen ve topraklarına…

 

Kalın sağlıcakla…

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Atilla Köprülüoğlu
Atilla Köprülüoğlu
"NEŞET ERTAŞ" DİYE YAZILIR, "NEŞE, DERT, AŞK" DİYE OKUNUR!
Nüvit Tokdemir
Nüvit Tokdemir
İşe bak!
Levent Donduran
Levent Donduran
Evinizi değiştirince adınız da değişiyor mu!..
Okan Yüksel
Okan Yüksel
Önce dostluklar
Cavit Kürnek
Cavit Kürnek
PEMBE LOKUM
Ömer Önal
Ömer Önal
ESKİ BAYRAMLARI ÖZLÜYORUZ!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat Sağlık Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri