Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
EİB “Sıfır Atık Belgesi” alan ilk ihracatçı birlikleri oldu
EİB “Sıfır Atık Belgesi” alan ilk ihracatçı birlikleri oldu
Depremzede kediyi Haluk Levent sahiplendi
Depremzede kediyi Haluk Levent sahiplendi
“Sizleri bu konutlara davet ediyoruz”
“Sizleri bu konutlara davet ediyoruz”
AKUT ve Kızılay’la büyük dayanışma
AKUT ve Kızılay’la büyük dayanışma
30 Noktada 20 Bin Fidan Toprakla Buluştu
30 Noktada 20 Bin Fidan Toprakla Buluştu

Ömer Önal

ÇAKMAK OVASI!
16 Kasım 2020 Pazartesi

Siz hiç Çakmak Ovası’nın patika yollarında kayboldunuz mu? Ya da Sülemiş Ovası’nın yamaçlarına çıkıp, beş veya altı metre boyunda zeytin ağaçlarını gördünüz mü? İki üç kişi ile beraber kucaklayarak ağaç gövdesini ölçtüğünü gördünüz mü?

Liman Ovası’nın topraklarında yetişmiş taze acurlarından toplayıp, cacık veya tütün fidanı ocaklarının kıyılarından marul toplayıp, yapraklarından bol sirkeli salata yaptınız mı? Kış ortasında tarladan patates söküp, ocak ateşinde kıyıları kurum olmuş bakır tencerede kaynatıp, sonra patatesleri soyup, pekmeze bandırarak yiyip karın doyurdunuz mu? Çakmak ovası tarlalarında turp otu toplayıp, haşlama yaparak, bol limonlu ve has zeytinyağlı salatasını yediniz mi? Dere kıyılarından köpüşken otu toplayıp evinizdeki kümeste besleyip tavuklarınızın yumurtladığı taze yumurta ile beraber kavurup, köpüşken'li yumurta yedinizdi? Yerli buğday unuyla yoğrulmuş bahçendeki ev fırınında pişirilmiş dumanları tüterek taze ekmek yediniz mi.?

Arpa çuvallarını merkebinize yükleyip Barbun Ali’nin (Ağabeyimizin) değirmeninde öğüttüğü unundan ekmeğini tattınız mı? Burcu burcu kokan ekmek kokusunu burnunuzla kokladınız mı? Ve daha sayamadığım yüzlerce çeşit meyve türlerini dağlarından toplayarak yediniz mi? Ben bunların hepsine kasabamda şahit oldum. Karadağ’ın tam tepesinde: Derler ya hani; “Dağ-taş orman ve yabani hayvan!” ben orada gördüm. Bin bir çeşit kuş, hayvan ve böcek. Yol boyunca zakkum ağaçları ile kaplı Alaçatı Çamlık Yolunun kıyıları, baharda açan rengârenk çiçeklerine ve kokusuna doyum olmuyor. Alaçatı’nın ovaları çok verimlidir, Sülemiş, Haydariye,Göbene, Çakmak Ovası, İmamoğlu, Hurmalı, Liman Ovası, Telsiz, Batarya, ekilen arazi öylesine çoktu ki; geçim sorunu hiç yok gibiydi.

Arazilerin birçok yerine gidebilmek için yol yoktu. Patika yollardan gidip geliyorduk. O yıllarda televizyon yoktu. Radyo az kanallıydı bir TRT’yi bir de Sofya Radyosu’nu dinleyebilirdik. Sofya Radyosu günde birkaç saat Türkçe yayın yapardı. Türkiye’den veya Avrupa’ya çalışmaya gitmiş gurbetçilerden istekler olurdu genelde Yüksel Özkasap, Ruhi Su gibi çok değerli sanatçılar hep hasret Türküleri söylerlerdi. Şeritli teyplerle şarkı, türküler dinliyorduk. Kabak kemaneyi, onlara eşlik eden köçek oynayanları o yıllarda tanıdım. Bugün ilçe olan Urla o zamanlar küçük bir kasabaydı. Urla Pazarına sık sık gider, ihtiyaçlarımızı alırdık. Oteli, lokantası, kasabı aklınıza ne gelirse her türlü esnafı vardı. Aradığın, ihtiyacın olan her şey mevcuttu. Kasabadan normal fiyatlarla alabiliyorduk. Bir gün Annem ile birlikte Urla’ya Cuma Pazarına gitmiştik. Sene 1960’dı. Bütün pazarı gezdik Annem hep ziraat aletlerine bakıyor, benim gözlerim ise beyaz naylon gömlekleri tarıyordu. Çocukluğum garibanlık içinde geçti. Üzerime giydiğim giysiler dokuma gömleklerdi. Pantolon ne gezer? Dokuma kumaştan pijamalarla geçti yıllarım. Anneme bin bir yalvarmakla bir tane naylon içinde az ipek olan beyaz bir gömlek, bir de tokyo terlik aldırdım. Tokyo terlik’in tabanı yedi katli rengârenkleydi. Alaçatı’ya sevinçle geldim.

O gece gömleğim ve terliklerimle uyudum. Sabah uyandığımda tarlaya gitmemiz gerekiyordu. Benim gömleğim üstümde, terliklerim ise ayağımda tarlaya gitmeyi beklerken: Annem; her ne kadar “Çıkar onları. Onlarla tarlaya gidilmez!” dediyse de başaramadı. Ben üzerimdekilerle tarlaya gittim. Telsiz mevkiinde bulunan anız tarlasında terliklerle yürümek kolay değildi. Ayaklarımın her yanı anızlarda sıyrık içinde hep kanamıştı. Ama ben terliklerimle anız tarlasında dolaşmaktan ve almış olduğum keyiften anızların ayaklarımın kanamasını ve vermiş olduğu acıları hiç dert etmemiştim. Çünkü çok mutluydum. Bu gün Alaçatı’nın verimli topraklarının çoğunu taş binalar aldı. Sokaklar buz gibi ova yolları artık çift şeritli oldu. Eşekleri göremiyoruz her evin önünde park edilmiş lüks arabalar var artık. Beş Ali’nin at arabası yok. Hurmalı ovasında çalışan Mehmet Bakırlı yok, Ayhan Tezcan. Nevin Tezcan, Hakkı Demiray,hurmalı ovasında  Orhan Girgin, Hasan Arıcı yok, Aslan amca, Kaplan amca, "Akalın" liman ovasında Süleyman Akkaya,nerde bu güzel insanlar nerde.? Bugün tekrar dünyaya gelseler ne yaptınız bu güzelim arazileri güzelim tarlaları taş yığını  haline  geiniz diye bizden nasıl hesap sormazlar mıydı acabaaa.?

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Okan Yüksel
Okan Yüksel
ERKİN USMAN
Op.Dr Atıl Birol
Op.Dr Atıl Birol
Asıl Engelliler, Onları Görmeyenlerdir...
Sedat Kaya
Sedat Kaya
DOĞAYI KULLANMAYIN, KORUYUN...
Atilla Köprülüoğlu
Atilla Köprülüoğlu
ATATÜRK'ÜN "HİSLERİNİN BABASI" ŞAİR: NAMIK KEMÂL.
Ozan Zeybek
Ozan Zeybek
Dört dörtlük değil!.
Ömer Önal
Ömer Önal
ALAÇATI’NIN UN DEGİRMENLERİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri