Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
Malatya'da 5,6 büyüklüğünde deprem
Malatya'da 5,6 büyüklüğünde deprem
SIRADIŞI ÇOCUKLAR GÖNÜLLERİ FETHETTİ
SIRADIŞI ÇOCUKLAR GÖNÜLLERİ FETHETTİ
Folkart Academy, İkinci Dönem Mezunlarını Verdi
Folkart Academy, İkinci Dönem Mezunlarını Verdi
Bu kez K. Maraş: Okulada silahlı saldırı;4 ölü
Bu kez K. Maraş: Okulada silahlı saldırı;4 ölü
CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol gözaltında
CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol gözaltında

Sedat Kaya

BAY KEMAL VE AHLAK..
24 Mayıs 2026 Pazar

Mutlak Butlan Kemal Kılıçdaroğlu “CHP’yi ahlaken temizleyeceğiz” dedi.

"İçimizdeki birkaç ismi" demedi, genelleştirdi.

Bu söz CHP'ye "ahlaksız" demekle eş anlamlıdır.

Peki ahlak nedir?

 

Ahlak bazen yasaların başladığı yerde değil; insanın gece başını yastığa koyduğunda kendi vicdanına verebildiği cevapta başlar.

Felsefe asırlardır şunu anlattı. Yazılı hukuk, adaletin asgari sınırıdır. Ahlak ise onun gökyüzüdür. Kant’ın o meşhur sözüyle; üzerimizde yıldızlı gökyüzü, içimizde ahlak yasası vardır.

Öyle değil mi Bay Kemal?

Hukuk size bir kapı açabilir.

Mahkeme bir yol gösterebilir.

Mühürler basılabilir, kararlar yazılabilir, usuller işletilebilir.

Ama bütün bunlar bir şeyi kendiliğinden doğurmaz: Meşruiyet duygusunu.

Çünkü bir koltuğa oturmak başka şeydir; o koltuğun halkın vicdanında kabul görmesi bambaşka şey.

 

Tarih boyunca nice yönetici, nice hükümdar, nice siyasetçi “hukuken” haklıydı. Ama halkın kalbinde karşılığı yoktu. İnsanlık tarihi bize defalarca gösterdi ki bir makamın gerçek sahibi olmak için sadece hukuki yetki yetmez; ahlaki rıza da gerekir.

Çünkü ahlak dediğimiz şey sadece “Yapabilir miyim?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

Yapmalı mıyım?

İşte siyasetin en ağır terazisi tam da burada kurulur. 

“Mümkün olan” ile “doğru olan” arasındaki o ince, keskin, yakıcı çizgide…

Ve bu terazi, en çok da ömrünü “hak, hukuk, adalet” sözüyle özdeşleştirmiş bir ismin omuzlarına biner.

 

Bir düşünün…

Yıllarca elinde “Adalet” pankartıyla Ankara’dan İstanbul’a yürümüş, “Benim derdim koltuk değil, bu ülkenin vicdanıdır” demiş, partisinde demokrasi, üye iradesi, ön seçim ve değişim sözlerini savunmuş Kemal Kılıçdaroğlu’nun; bugün seçim olmadan, kurultay delegelerinin özgür iradesi yeniden sandığa yansımadan, milyonların gönlünde berrak bir toplumsal rıza oluşmadan, sadece teknik ve hukuki bir tartışmanın içinden o koltuğa yeniden oturması…

Bu gerçekten ahlaki bir zafer midir?

Yollarda adalet arayan bir lider, kendi evine mahkeme kararlarıyla dönmeyi içine sindirebilir mi?

Belki hukuken mümkündür.

Belki prosedür buna kapı aralıyordur.

Belki mühürler, imzalar, mahkeme kararları buna imkân tanıyordur.

Ama insan, Kemal Bey’in kendi siyasi mirasına bakarak sormadan edemiyor.

 

Bir lideri lider yapan şey gerçekten mahkeme koridorları mıdır?

Saray talimatı mıdır?

Yoksa Ankara-İstanbul yolunda arkasından yürüyen milyonların kalbinde kurduğu o organik bağ mı?

Bay Kemal,

Siyasette bazı koltuklara fiziksel olarak oturabilirsiniz. Ama halkın zihninde ve kalbinde o koltuğun hâlâ boş olduğuna inanılıyorsa, orada sadece bir gölge olarak bulunursunuz.

Gandi’yi Gandi yapan şey elindeki resmi yetki belgesi değildi. Halkın ruhuyla kurduğu o büyük ahlaki hizalanmaydı.

Kılıçdaroğlu’nu da Türk siyasetinde “Halil İbrahim Sofrası” iddiasının sahibi yapan şey, makamların gücü değil; o sofraya yüklediği ahlaki anlamdı.

İşte ahlak tam burada, en keskin virajda ortaya çıkar.

 

Bazen ahlak; kazanabileceğiniz, teknik olarak uzanıp alabileceğiniz bir şeyi, sırf yöntemi temiz değil diye almamaktır.

Bazen ahlak; “hukuken mümkün” olan ile “vicdanen doğru” olan arasındaki devasa farkı görebilmektir.

Bazen ahlak; bir koltuğa dönebilme ihtimaliniz varken, o koltuğun artık sizin değil, halkın iradesinin konusu olduğunu kabul edebilmektir.

Çünkü tarih sadece kimlerin hangi makamlara oturduğunu yazmaz.

O makamlara hangi yöntemle geldiklerini, hangi meşruiyet duygusuyla taşıdıklarını ve gerektiğinde o koltuktan nasıl kalkabildiklerini de yazar.

Bay Kemal,

Siz siyaset tarihine “adalet için yürüyen lider” olarak mı geçeceksiniz?

Yoksa “hukuki bir boşluktan faydalanıp ahlaksız bir şekilde geri dönen siyasetçi” olarak mı?

Terazi de sizin.

Yastık da sizin.

Cevap da sizin.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Sedat Kaya
Sedat Kaya
BAY KEMAL VE AHLAK..
Atilla Köprülüoğlu
Atilla Köprülüoğlu
ALTAN ve PAŞA...
Ömer Önal
Ömer Önal
MUHİTTİN DALGIÇ'A VE UNUTULAN KURUCULARA!
Nüvit Tokdemir
Nüvit Tokdemir
Futbolun iki yüzü!
İbrahim Aktaş
İbrahim Aktaş
DOKUNMA, YANARSIN!
İbrahim Aktaş
İbrahim Aktaş
K O R K U Y O R L A R
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Ana Sayfa Yerel Bölge Ulusal Dunya Politika Ekonomi Turizm Kültür-Sanat-Magazin Sağlık Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri